Sayfalar
Zulüm Bitmedi Ama Mücadele de Devam Ediyor
İsyan ki
ihtilâl denilen bir depremin
dölyatağındaki çocuksu duruşuydu
Bir yangın gibi girecekti
İngiltere’de dokumacıların kanına
büyüyecekti 1848’de aynı yangın
ve 1871’de Paris komüncülerini
bir sevda gibi sarıp sarmalayacaktı
haykırılacaktı binlerce dilden
komün günlerinin lejandı
“Dünyanın bütün işçileri birleşiniz!”
...
Ve artık tanrılarla krallar birer birer
göç etmeye başlayacaklardı dünyamızdan
Fakat sabrın dervişi
bıkmadan
eğiriyordu hâlâ
kahrın
ve acının ipliğini
Buğdayın aynı değirmende öğütülüp ayrı ambarlara konuluşundan beridir ki kıtlıklara, kıyımlara uğratıldık der şair Ahmet Telli. Sınıflı toplumları ve ezen sınıfa karşı direnen Romalı Spartaküs’ün isyanını, Alman köylülerinin isyanını, dokumacıların ve Paris Komünarlarının isyanını yazar “Ve zulüm bitmedi” adlı şiirinde;
Zaman bir derviş gibi sabırla
Eğiredursun ipliğini
fabrikaların, sokakların
gümbürtüsü duyuluyor artık
dağılıyor
sevdayı karartan bulutlar
şimdi
bir senfoninin
gittikçe yaklaşan
ayak seslerini duyuyor dünya
ve bu senfoninin en coşkun ritmi
sevdanın, umudun yürüyüşleridir
hayat böyle yazacaktır tarihe
ve öylece gelinecektir
dünyanın beklediği günlere.
Sınıflı toplumların tarihi bize gösteriyor ki zulmeden varsa zulme karşı mücadele edenler hep olmuştur. 150 yıl önce bugün Parisli işçiler iktidarı ele geçirdiler. 150 yıl sonra bugün dünyanın dört bir yanından uğultular geliyor, işçiler, emekçiler meydanlarda “devrim” diye haykırıyor. 150 yıldır zulüm bitmedi ama Paris Komünü ve Ekim Devriminin yaratıcıları bizlere yol gösteriyor. Şairin de dediği gibi “şüphe yok ki o zulüm erbabları sigaya çekilecekleri günü beklemektedirler”. Ve biliyoruz ki hesabın sorulacağı günler yakında. Bizlere düşen görev hesap defterlerinin açılacağı güne kadar sabırla örgütlenmektir.
link: Ankara’dan genç bir işçi, Zulüm Bitmedi Ama Mücadele de Devam Ediyor, 20 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7317
Yaşasın Devrimci Mücadelemiz!
Paris Komünün 150. yılını Elif Çağlı’nın dizeleriyle karşılıyoruz.
Ne güzel şey kardeşler
Haykırmak göklere
Dağlarım koynundan hep birlikte
Hoş geldiniz düşlerime
150 yıl önce Fransa’da Parisli işçiler kadınıyla erkeğiyle mücadele ateşini yaktılar ve gelecek kuşaklara miras bıraktılar. Paris işçi sınıfının yaktığı meşaleyi 150 yıl sonra bugün devrimci kadın işçiler olarak bizler taşıyoruz. Paris Komününü yaratanlara ve yürüttüğümüz devrimci mücadelemizde bizlere Marksist Tutumu taşıyanlara selamlar olsun. Bizler Paris Komünarlarının tamamlayamadıkları devrimci mücadeleyi nihayetine erdirerek kapitalizmi tarihin çöp sepetine atacağız. Yaşasın işçi sınıfının Enternasyonal mücadelesi! Yaşasın devrimci mücadelemiz!
link: Beylikdüzü’nden Marksist Tutumcu kadın işçiler, Yaşasın Devrimci Mücadelemiz! , 19 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7315
Yaşasın Komün!
Konuşan kalbimin sesi,
Korkum, kaygım, tasam yok.
Övünerek, derim ki:
Beğendiğim tek bayrak
Kızıl renkli bayraktır.
(Eugene Chatelain, Yaşasın Komün)
İşçi sınıfının devrimci mücadele tarihinde öyle dönemler vardır ki, insanın hafızasına kazınır ve sen mücadeleye devam ettiğin sürece o dönemleri hatırlayıp gelecek güzel günler için daha da bilenirsin. Paris Komünarlarının yaktığı ateş 150 yıldır devrimci mücadeleye ışık tutmaya devam ediyor. 18 Mart 1871’de Fransız işçi sınıfı egemenlere karşı ayağa kalktı ve Paris’te işçi komününü kurdu.
Tarihte ilk defa işçi sınıfı burjuvaziyi alaşağı edip kendi iktidarını kurmuştu. 72 gün ayakta kalmayı başaran Paris Komünü deneyimi işçi sınıfının mücadelesinde çok önemli bir yere sahip olmuştur. İşçi iktidarının nasıl bir yönetim şekli olacağının somut ilk göstergesi olan Paris Komünü deneyimi gelecek güzel günler için, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kurmak için bir meşale olmaya devam edecektir. Mücadele bayrağını daha yukarılara taşımak, işçi sınıfının devrimci iktidarını kurmak için mücadeleye atılmak, geçmişteki tutuşan alevleri büyütmeyi, yüreğinde hissetmeyi, deneyimleri yeni yeni insanlara aktarmayı devrimci sorumluluk olarak hissetmek biz mücadeleci işçilerin temel sorumluluğudur. Selam olsun ilk ateşi yakanlara, suyun önünü açanlara; selam olsun geçmişin deneyimlerini bugünlere taşıyanlara! Tarihini bilmeyen geleceğini de bilemez diyen biz mücadeleci işçiler olarak tarihsel deneyimlerimizden hem öğreniyor, hem de öğrendiklerimizi hayata geçirmek için mücadele ediyoruz. Yaşasın Komün! Yaşasın İşçi Sınıfının Devrimci Mücadelesi!
link: Hadımköy’den MT okuru bir grup metal işçisi, Yaşasın Komün!, 19 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7314
Kavgaları Bizim Kavgamızdır!
İşçi sınıfı, tarih boyunca nice savaşlar, zulümler gördü. Bugün de kapitalist sistemin tarihsel krizi, emperyalist savaşlar ve baskıcı rejimlerin olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bizler Marksizmin ışık tuttuğu yolda yürüyen gençler olarak sınıfımızın tarihini ve mücadele geleneğini öğreniyoruz, benimsiyoruz. 150 yıl önce Parisli işçiler sınıfsız, sömürüsüz bir dünya mücadelesi yürütmüş ve bu uğurda can vermişlerdir. Parisli Komünarlar, kadınıyla erkeğiyle işçi sınıfı tarihine en şanlı biçimde adlarını ve mücadelelerini yazdırmışlardır. Genç işçilerin ve emekçilerin barikatlarda göğüs göğüse çarpıştığı ve ne yazık ki 72 gün ayakta kalabilen bu devrim bizlere hayatı var edenlerin örgütlü olduğunda neleri başarabileceğini gösterdi. 150 yıl önce gerçekleşen bu kıymetli deneyim bugün biz genç Marksistlere ışık tutuyor, yolumuzu aydınlatıyor. Paris Komününden bugünlere uzanan bu muazzam deneyimi doğuran ve bugünlere ulaştıranları onurla anıyoruz. İşçi sınıfının gençleri olarak bizlere bıraktıkları bu şanlı mirasa sahip çıkıyoruz. Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya umudunu kuşanmış, ayağa kalkmış Komünarları selamlıyoruz. Kavgaları, bizim kavgamızdır!
link: Sefaköy’den bir grup genç işçi, Kavgaları Bizim Kavgamızdır!, 19 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7312
Paris Komününün Sönmeyen Ateşi
Paris Komünü toplumsal özgürlük mücadelesinin ilk büyük ateşiydi. Paris’in devrimci işçileri içinde bulundukları toplumsal koşulları değiştirmeye büyük ve benzersiz bir cüretle girişmişlerdi. Bu muazzam girişim yeni toplumun hangi temeller üzerine yükseleceğinin ilk somut örneği oldu. Geride bıraktığı miras üzerine Marx’ın yaptığı değerlendirmeler sayesinde de işçi sınıfı devrimcileri için benzersiz bir kılavuz haline geldi. Demokrasiyi burjuvazinin demokrasisinin kat be kat ilerisine taşıyan yepyeni örgütlenme biçimlerinden parasız ve laik ilköğretime, kol emeğiyle zihinsel emek arasındaki ayrımı ortadan kaldırmaya yönelen bütünlüklü bir eğitimin hayata geçirilmesi girişimlerinden, gece çalışmasının durdurulmasına kadar pek çok sınıf kazanımı o günden bugüne hep yol gösterici oldu.
Paris’in devrimci işçileri, toplumsal devrimin gerçekleşmesi için öznel koşulların henüz oluşmadığı bir durumda, olayların gelişimiyle kavgaya vaktinden önce girişmek durumunda kaldılar. Ancak tüm zorluklara rağmen davalarını savunmak için gösterdikleri dirayet ve cesaret olağanüstüydü. Otuz binden fazla Komünar yenilgiyle yüzleşirken ağızlarından tereddütsüz çıkan “yaşasın Komün” sloganlarıyla ölümü kucakladı.
Kısacası, bugün de, Paris’in devrimci işçilerinin mücadelesinden öğrenecek, ondan esinlenecek pek çok şey var. Marx da, Lenin de bu deneyimden çıkardıkları kıymetli sonuçlarla toplumsal kurtuluş mücadelesine büyük katkılarda bulunmuşlardı. Şimdi de Marksist Tutum bu tarihsel deneyimin önemine uygun bir içeriği bugünün sınıf devrimcilerinin gündemine taşıyarak yine çok kıymetli bir çalışma yapıyor. Paris Komününün sönmeyen ateşini büyütmeye çağırıyor. Biz de Marksist Tutum’u ve çağrısını sahipleniyor, Paris Komünarlarının devrimci mücadelesinin birikimleriyle bugünün Bonapartlarının, Thierslerinin karşısında işçi sınıfının kavgasını yükseltiyoruz.
Yaşasın Komün! Yaşasın Sosyalizm!
Selam olsun Komünün ateşini bugün de harlayanlara!
link: Mersin’den MT okuru eğitim emekçileri, Paris Komününün Sönmeyen Ateşi, 19 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7311
Önderlerimizin Açtığı Yolda Daima İleri!
150 yıl önce Parisli proleterler meydanlarda idi. Bugün de dünya işçileri meydanlarda öfkelerini haykırıyorlar. Yıllar önce atılan temel tüm sağlamlığıyla önümüzde duruyor.
Dünün burjuvaları sınıf saflarına geçerek kime karşı nerede durduklarını göstermişlerdi. Komünarlar da sınıfa karşı sınıf diyerek cevaplarını en etkili şekilde vermiş oldular. Bugünün burjuvaları da “ekmek buluyorlarsa aç değillerdir” diyerek kime karşı nerede durduklarını gösteriyorlar. Biz de bugün saflarımızı sağlamlaştırıp sıklaştırarak ayakta olan dünya işçi sınıfıyla son cevabı er ya da geç vereceğiz.
Paris Komününün ruhu, yeni bir dünya için bizim cesaretimiz ve ışığımız, burjuvazinin ise korkusu demektir. 150 yıl önceki o ruh kaybolmadı, aksine hiç olmadığı kadar bize ışık oluyor. Bizler de Marksist Tutum okuru genç işçiler ve öğrenciler olarak geçmişimizden dersler çıkararak temelini Paris Komünarlarının attığı, devamını Ekim Devrimiyle Bolşeviklerin getirdiği “DEVRİM” yani esaretten nihai kurtuluş hedefine emin adımlarla yürüyoruz. Ne mutlu ki, devrimci Marksistler bu ruhu yaşatarak tarihsel sorumluluklarını layıkıyla yerine getiriyor ve bizlere bu yolu açıyorlar. Önderlerimizin açtığı bu yolda daima ileri!
link: Ankara’dan MT okuru gençler, Önderlerimizin Açtığı Yolda Daima İleri!, 19 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7309
Yaşasın İşçilerin Enternasyonal Birliği!
Tarihte bazı olayların etkisi, kapladıkları zaman diliminin uzunluğuyla ölçülmez. Yüzyıllardır süren sınıf mücadelesi tarihinde 72 günlük bir yer işgal eden Paris Komünü de bu olaylardandır. Komünün büyüklüğü, onların ardılları olan sınıf mücadelesi neferleri bizlerin içimize atılan o tohumlardan bir orman yaratacağımızdandır. Zannediyorlar ki, Komünarlar kurşuna dizerek katlettikleri duvarın önünde düşerek bittiler. Yanılıyorlar! Yapılan bir grev ziyaretinde tutulan el onların, türlü oyunlarla yalnızlaştırmaya çalıştıkları emekçilere uzanan o eller onların, dünyanın her yerinde haksızlığa karşı kalkan o eller yine onların. Gününü, zamanını, geleceğini bu sınıfa layık yaşayanların ta kendisidir Paris’in yiğit Komünarları. Yeter ki içimize atılan bu tohumu filizlendirecek cesaret ve azmimiz hiç bitmesin.
Bu düzene ve düzenin efendilerine öfkeliyiz. Döktükleri kanın bir gün onları boğacağını biliyoruz. Bizler öfkemizi de sevgimizi de bizden önce bu mücadeleye nefer olanlardan ve sınıf tarihimizden öğreniriz. Biz onlardan öğrendik insanları, doğayı ve dünyayı sevmeyi. Bu sevgimize düşman olanlaradır öfkemiz. Öfkemiz yaşama olan sevgimizden gelir…
Burjuvazinin her zaman kaçacağı Versay Sarayı gibi sığınakları olacaktır. Ama dünya proletaryasının da kalıp savunacakları ve yeniden yaratacakları koskoca bir dünyası olacaktır.
Paris Komününün ışığında daima ileri!
Yaşasın İşçilerin Enternasyonal Birliği!
link: Ankara’dan MT okuru bir eğitim emekçisi, Yaşasın İşçilerin Enternasyonal Birliği!, 19 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7308
Sımsıcak Halka: Paris Komünü!
Paris Komünü 150 yaşında. Heyecanlıyız, gururluyuz. Bu büyük destanı yazanlara, göğü fethe çıkanlara binlerce selam olsun. Komünarlar yepyeni bir dünya kurmak amacıyla adeta imkânsız bir mücadeleye giriştiler. Kadını erkeğiyle, cesurdular, kahramandılar. Haksız savaşa, sömürüye ve her türlü baskıya karşı durarak işçi sınıfının o büyük gücünü ta 150 yıl öncesinden göstermeye giriştiler. Komün destanını yazanlar kızıl bayrağı Ekim Devrimine devrettiler. Geçen asırda dünyayı sarsan devrim dalgası böylece en tepeye ulaştı. Komün gösterdi ki sosyalizm mücadelesi elbet bir gün başarıya ulaşacak. Sınıfsız ve sömürüsüz toplum mutlaka inşa edilecek.
Sömürücü ve zalim egemen sınıf, dünya çapında yürüttüğü ideolojik saldırıya rağmen Komünün şanlı tarihini yok edemedi. Marksist Tutum, tarihimizin bu sıcak halkasını akıl ve inançla yoğurarak bugünlere taşıdı. Komüne, devrime, isyan ve sosyalizme olan inanç Marksist Tutum’un eşsiz katkılarıyla kökleri üzerinden yeniden yükseliyor. Tarih sona ermedi ve bu sömürü cehennemi baki kalmayacak.
Yaşasın Paris Komünü!
Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin!
link: İstanbul’dan bir gıda işçisi , Sımsıcak Halka: Paris Komünü!, 19 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7306
Suyun Önünü Açanlara Selam Olsun!
İşçi sınıfının gençleri olarak bizler içinde yaşadığımız dünyayı Marksizmin ışığında kavramaya ve onu değiştirmeye çalışıyoruz. Bu yolda bizden önceki işçi kuşaklarının verdiği mücadeleler ve yaşadıkları deneyimler bizlere yol göstermeye devam ediyor. 1871’de o güne kadar içinde yaşadığı dünyayı sorgulayanlara, kimlerin ve nasıl bir kurtuluş yolu bulabileceğini düşünenlere cevap olarak büyük bir eylem gerçekleşti. İşçiler Paris’te yönetimi ele aldılar. Geleceğin sınıfsız ve sömürüsüz toplumuna giden yola dair bizlere önemli bir miras bıraktılar. Hem Fransız hem Prusyalı egemenler birleşip tüm güçleriyle saldırsalar da, Paris’in işçileri göğü fethe çıkan Komünarlardı. “Ayaklar baş olamaz” diyenlere cevap olarak bir avuç asalağın değil çoğunluğun söz sahibi olduğu gerçek demokrasinin nasıl olması gerektiğini gösterdiler. Paris Komünarlarının yaktığı ateş Ekim Devrimiyle bir başka boyuta ulaştı. Biz işçi sınıfının gençlerine yol göstermek üzere geçmiş tarihsel deneyimler önümüzde durmaya devam ediyor. Onların özlem duydukları dünyayı yaratma uğruna verdikleri kavgayı devam ettirmekten onur duyuyoruz. Ve tekrar ediyoruz; Selam ilk ateşi yakanlara, suyun önünü açanlara; selam karanlığın bağrını yırtarak kör tanrıları ebediyete gönderen Prometheuslara; selam geleceğin büyük ateşini tutuşturacak alazları bizlere ulaştıranlara!
link: Gebze’den bir grup genç işçi, Suyun Önünü Açanlara Selam Olsun!, 17 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7303
Kadın Komünarların Direnci ve Cesareti Yolumuzu Aydınlatıyor
150 yıl önce göğü fethe çıkmıştı Komünarlar. İlk ateşi yakıp karanlığı yardılar ve dünya işçi sınıfı için bir ilki başardılar. Sadece 72 gün yaşasa da, tarih sayfalarında unutulmayacak bir iz bıraktı Komün. Büyük bir sevgi ve saygıyla andığımız bu şanlı miras, bugünün işçi kuşaklarına yol göstermeye devam ediyor. Tarihin yapraklarını araladığımızda, açlığa, işsizliğe, yoksulluğa ve emperyalist savaşlara karşı nasıl bir tutum alınması gerektiğini öğreniyoruz Komünarlardan. Komün barikatlarında, gururla burjuvaziye meydan okuyan işçi sınıfımızın kadınlarının mücadelesini. “Ya birlikte özgürce yaşayıp çalışacağız ya da savaşarak öleceğiz!” diyen yiğit kadınlarımızın direncini. Büyük bir irade ve cesaretle en önde çarpışan kadınlarımızın hikâyelerini…
Özverileri ve inançlarıyla bugün bizlere ilham veren emekçi kadınların mücadelesini öğrendikçe bir şeyi çok daha net görüyoruz. Burjuvazinin kadınlarıyla işçi sınıfımızın kadınlarının asla “kız kardeşlik” ekseninde birleşemeyeceğini. Kimlik siyasetinin değil sınıf siyasetinin esas olduğunu. Bu bilinçle köklü bir değişimin perdelerini aralamak istiyor, sınıf siyasetini güçlendirmek ve işçi sınıfımızın devrimci mücadelesini yükseltmek üzere var gücümüzle çalışıyoruz. Biliyoruz, yolumuz sarp ve engebeli. Kapitalizm tarihsel krizle sarsılıyor, dünya genelinde otoriterleşme eğilimi artıyor, emperyalist savaş tüm yıkıcılığıyla dünyanın çeşitli bölgelerini yakıp kavuruyor. Ama kapitalizmin yarattığı sorunlar yumağı karşıtını da yaratıyor ve mücadele alttan alta mayalanıyor.
Metal ve petrokimya işçisi kadınlar olarak, Marksist Tutum sayfalarından öğrendiğimiz bu deneyimleri bugüne taşıyor, fikirlerimizi ve direncimizi sağlamlaştırarak yol alıyoruz. Geçmişimizi daha iyi kavradıkça, daha güzel yarınları kurmak için kenetleniyoruz birbirimize. Kadın Komünarların direnci ve cesareti yolumuzu aydınlatırken, onların izinden giden devrimci kadınların mücadelesi inancımızı pekiştiriyor. Selam olsun açlığın, yoksulluğun, sınıfların ve sömürünün olmadığı bir dünyanın özlemiyle dövüşen yiğit Komünarlara! Selam olsun bilinçleri ve yürekleriyle bizlere yol gösterenlere!
link: Gebze’den bir grup metal ve petrokimya işçisi kadın, Kadın Komünarların Direnci ve Cesareti Yolumuzu Aydınlatıyor, 17 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7302
Kurtuluşumuz Mücadelede!
İşçi sınıfının kadınlarıyız. Yüz milyonlarcayız. Sadece kendi yaşamımızı üretmekle kalmayıp, erkeklerin yaşamını da üretenleriz. Yeni nesilleri doğuran, büyütenleriz. Çocuklarımız gibi yaşlılarımız, hastalarımız da bizim elimize bakar. Fakat görülmez emeğimiz. Fabrikalarda, tarlalarda, bürolarda, okullarda, hastanelerde, yani hayatın her alanında çalışır, üretir, üretiriz. Emek gücümüzü satarız patronlara, ama erkeklerden daha ucuza gider hep pazarda. İşçi olmak zordur, ama kadın işçi olmak daha zor. Kapitalist sömürü sisteminin bindirdiği yüke ek, bir de erkek egemenliğin bindirdiği yükü sırtlamak zorunda bırakılırız. Çifte ezilmişliği buradan gelir bizim sınıfımızın kadınlarının. Patron işte köle olarak görür bizi, erkek evde. O erkek babamızdır, kardeşimizdir, eşimizdir. İşçidir, emekçidir bizim gibi. Ama bizim üstümüzde bir nevi patron gibi görür kendini. Öyle büyütülmüş, öyle yetiştirilmiştir.
Binlerce yılın yüküdür bu. Ama işçi sınıfının kadınları için mesele erkek egemenlikle bitmiyor, ondan çok daha ağır ve temel bir sorunla yüz yüzeyiz: Kapitalist sömürü. İş ona geldi mi, düşman sınıfın kadınları da bizi erkekleri gibi acımasızca sömürüyor. Binlerce yılın yüküne bir de yüzlerce yılın bu yükü biniyor. Ve her iki yük de ancak bilinçlenerek, mücadele ederek hafifletilebiliyor. Kolay olmuyor elbet bu, çoğu durumda bedeli de ağır. İşten atılmak da var en hafifinden, en yakınımız olarak gördüğümüz erkekler tarafından şiddete uğramak, hatta katledilmek de. Fakat değişim de kazanım da mücadele ederek oluyor ancak. 8 Mart bizler için işte bu mücadeleyi simgeliyor; sömürüye, ezilmişliğe, baskıya, ayrımcılığa karşı mücadeleyi. Bu mücadele, kapitalizmi yıkıp sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kurana dek devam edecek. Ve bizler bu şanlı kavgada gururla en ön safta olacağız.
link: İstanbul’dan MT okuru bir grup kadın işçi, Kurtuluşumuz Mücadelede! , 8 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7281
8 Mart Ruhuyla Mücadeleye!
8 Mart, burjuvazinin içini boşaltma çabalarına rağmen hâlâ tüm canlılığı ve görkemiyle dünya işçi sınıfının mücadelesinin sembollerinden biridir. 8 Mart, kadınlar mücadelenin içinde yer aldığında işçi sınıfının ne kadar güçlü olduğunun kanıtıdır adeta. İşte bu nedenle 8 Mart’ın devrimci özünden burjuvazi hep korktu ve korkmaya da devam ediyor. Tam da bu nedenle uzun yıllar boyunca yok saydı, görmezden geldi, unutturmaya çalıştı. Ancak ne yaparsa yapsın başarılı olamadı. Reklamlar, indirimler, vitrinler, hediyeler gerçekleri örtmeye yetmiyor. 8 Martlarda çeşitli ülkelerde “genel grev” diyerek meydanlara dökülen milyonlarca emekçi kadın, 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” değil, “Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü” olduğunu dosta düşmana gösteriyor. Bizler sınıf bilinçli kadın işçiler olarak 8 Mart’ın tarihsel köklerine ve mirasına sahip çıkıyor, o köklerden süzülen deneyimlerden, derslerden besleniyoruz. Biliyoruz ki sınıf mücadelesinin yükseldiği dönemler gelecek. Yüreği toplumun tüm ezilenleriyle birlikte atan emekçi kadınlar bu dalganın bir parçası olarak geleceğe yürüyecek.
Ayak seslerini duyuyoruz! Tüm dünyada giderek büyüyen eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı kadınlar meydanlarda en ön saflarda yerlerini alıyorlar. Erkek sınıf kardeşleriyle birlikte omuz omuza kimi zaman diktatörleri alaşağı ediyorlar, kimi zaman polis kurşunuyla katledilen siyah bir emekçiye sahip çıkarak “nefes alamıyorum” diyerek tepkilerini gösteriyorlar. Kimi zaman da anti-demokratik, gerici uygulamaların, yasaların hayata geçirilmesine karşı greve çıkıyor, alanlarda bu uygulamalara “hayır” diyorlar. 8 Mart’ın sınıfsal özüne sahip çıkarak bugün verilen bu mücadeleleri, geçmişten koparmadan yarının kuşaklarına taşımak boynumuzun borcudur.
link: Gebze’den MT okuru bir grup kadın işçi , 8 Mart Ruhuyla Mücadeleye!, 8 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7280
Kadın Olmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadın Kurtulmaz!
Gün gelecek bu düzen yıkılacak elbet. Kapitalizm, yarattığı bütün pislikleri ve zulümleriyle tarihin karanlık dehlizlerinde, zerresinden eser kalmayıncaya kadar gömülü kalacak. Kapitalist üretim ilişkilerinin hem sınıfsal hem cinsel baskısına ve kötürümleştirme çabasına rağmen emekçi kadınlar toplumun değişmesinde tıpkı Fransız Devriminde, Paris Komününde, Büyük Ekim Devriminde ve başka birçok devrim ve başkaldırıda olduğu gibi yine ve kesinlikle en ön saflarda olacaklar. Grev, direniş ya da devrim, emekçi kadınların yerini almadığı hiçbir kavga gerçek bir zaferle sonuçlanamaz ve kalıcı olamaz. Binlerce kez tekrarlansa yeridir: Kadın olmadan devrim olmaz, devrim olmadan kadın kurtulamaz! Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun.
link: Mersin’den MT okuru bir erkek işçi, Kadın Olmadan Devrim Olmaz, Devrim Olmadan Kadın Kurtulmaz!, 8 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7279
İşçi Sınıfının Mücadelesi Emekçi Kadınlarla Büyüyecek!
Bizler işçi sınıfının kadınlarıyız ve özlemimiz verdiğimiz bu onurlu mücadelenin sonunda sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyanın kurulmasıdır. Biliyoruz ki tüm sömürücü sınıflı toplumlar boyunca kadınlar, ayrımcılığa, baskıya, ikinci sınıf insan muamelesi görmeye maruz bırakıldılar. Bugün çürüyen ve giderek hem dünyayı hem de tüm insanlığı yok oluşa sürükleyen köhnemiş olan kapitalist düzende de kadınların payına eşitsizlik düşüyor. Ama söz konusu işçi sınıfının kadınları olduğunda bu eşitsizliğin boyutu uçurum misali giderek büyüyor.
Bugün kapitalizm altında işçi kadına tanınan tek özgürlük erkek işçilerle birlikte sömürülme özgürlüğüdür. İşte bu nedenle derdi egemen sınıfın erkekleriyle mülkiyeti ve egemenliği aynı oranda paylaşmak olan burjuva kadınlarla işçi sınıfının kadınları daha en başından çok farklı noktalardadır. Sırf kadın olduğu için patron bir kadınla işçi olan bir kadın aynı olabilir mi? Aynı sorunları yaşayıp, aynı şeyler için mücadele edebilir mi? Kuşkusuz bu sorunun yanıtı koca bir hayırdır. Bizler işçi sınıfının emekçi kadınlarıyız. Kapitalizm altında emekçi kadının payına çifte ezilmişlik ve çifte sömürü düşüyor. Ayrıca kadın emeği bir yandan da ucuz işgücü olarak görülüyor. Kriz dönemlerinde ilk kapının önüne konulan kadın işçiler oluyor, fatura ilk kadın işçilere kesiliyor. Emekçi kadınlar olarak kurtuluşumuzun tek yolu kadınıyla, erkeğiyle birlikte mücadele etmemizden geçiyor. Çünkü kadın sorunu toplumsal bir meseledir, bireysel tek tek kadınlara, kişilere indirgenemez. Biz emekçi kadınları özgürleştirecek yegâne güç işçi sınıfının mücadelesi içerisinde yer almak ve onu yükseltmektir. 8 Mart bizlere, bugünün işçilerine bu konuda rehberlik ediyor. 8 Mart’tan aldığımız güçle yarınlara yürüyoruz. Biliyoruz ki işçi sınıfının mücadelesi emekçi kadınlarla büyüyecektir.
Yaşasın 8 Mart!
link: Gebze’den bir kadın işçi , İşçi Sınıfının Mücadelesi Emekçi Kadınlarla Büyüyecek!, 8 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7278
Bugün Bizsiz Olamaz, Yarın da
Dünüz, bugünüz, yarınız. Hiç bitmeyecek tarihiz. Fırtınalarda bizim sesimiz var. Sevinçlerde ve ağıtlarda bizim sesimiz. Bugün bizsiz olamaz, yarın da. Biz emekçi kadınlar geleceği doğuranlarız. Amerika’da Lucy Parsons, Almanya’da Adelheid Popp, Paris’te Kadın Komünarlardan Louise Michel’iz. Rus Devriminde Krupskaya, Avrupa’da göğü fethe çıkanlardan asla boyun eğmeyen Kızıl Kanatlı Rosa’yız. Yaşadığımız bu topraklarda karanlıkları yırtıp yarına ulaşacak Elif Çağlılarız. Şişli Meydanında Üç Kızız. Grevlerde, direnişlerde halaya durur tilili çekeriz rengârenk gülüşlerimizle. Kaldırırız sımsıkı yumruklarımızı havaya ve haykırırız sınıfsız, sömürüsüz, özgürlük dolu bir dünya özlemini.
link: okurlarımızdan, Bugün Bizsiz Olamaz, Yarın da, 8 Mart 2021, https://eski.marksist.net/node/7285




